26 Mayıs 2014 Pazartesi

Kıyamet Alameti: Nicki Minaj Klipleri

Bu yazı ebeveynler için klavuz, adamlar içinse çikita muz değerindedir. 3 dakikalık parçalara üçlerce milyon harcanan video klipler hakkında mikro bir bakış açısının ürünüdür. Mikro kelimesi bile anlatamayabilir derdini. Çok mikro, hatta mikrop.

Nicki Minaj video klipleri baz alınarak yapılan gözlem sonrası, karşı cinse yönelik “soğuma” duygusunu hissetmek olasıdır. Uyarılar açık ve net. Tıpkı Minaj’ın poposu gibi.

Ortada bir sanat yahut fikir olmadığı gayet açık. Elbette bir fikir vardır. Hatta biraz derine insek sanat yönetmenlerinin filan isimlerini bile buluruz. Şarkı sözleriyse şairane “This pussy clean”.

Bazen iyi ki dediğim olmuştur. İyi ki bizim çocuklar ingilizceyi küçük yaşta o kadar da iyi öğrenemiyorlar. Gerçi büyüdüklerinde de iyi öğrenemiyorlar (bkz. ben). Çünkü öylesine bir saldırı var ki nesle karşı.

Bugüne dek İngilizce sözlü Amerikan rapi dinlediğinizde göreceğiniz şey; kaç kadınla, hangi mekanda, kaç kere seviştiğini anlatan adamların kliplerindeki ortalama 250$'a klipte oynamış olan "kesin ünlü olacağım" fikirli çıplak insanlardı. Konuya bir örnek olması açısından buradaki videoya bakabiliriz.

Artık devir değişti. O kliplerdeki arkadaşların aşırı benzerleri pastadan pay almaya başladılar. Ama esas ilginç olanı, adamlar kadınları aşağılarken, yeni dönem rapçi kadınlar da kadınları aşağılayan sözler yazmaya başladılar. Kliplerinde teşhirciliği çok çok üst seviyelere taşıdılar. Bunun tek örneği değil Nicki Minaj. Buna dahil olanlar Iggy Azalea'dan Rihanna'ya kadar bir çok kadın şarkıcı var. Bu durum aslında biraz da Amerika'nın dünyaya neyi pompalamak istediği ile ilgili.

Nicki Minaj'ın bazı sözlerinden örnekler vereyim;



"This pussy clean, this pussy squeaky.
That pussy old, that pussy creaky."

Ne demek istiyor derseniz en basit haliyle, "Bu kuku temiz, bu kuku gıcır gıcır. Ama şu kuku eski, şu kuku harap olmuş."

Bunları söylediği parçanın bir de klibi var tabii. Buyrunuz, buradan bakabilirsiniz klibe.

Biraz daha popülerleşelim isterseniz. "Nicki Minaj zaten ne ki aabey" diyenler için. Bir de Rihanna parçasına bakalım. Rihanna'nın yalnızca kendi Vevo kanalından 50M izlenmiş klibi S&M. Türkiye'deki kulüplerde de belki de en çok çalınmış olan Rihanna parçası. Klipte Rihanna'nın Amerikalı ünlü dedikodu blogger'ı Perez Hilton'u köpeği yaptığı bir sahne var. Perez Hilton, Kim Kardashian'ın pornosu vb. olayları ilk duyuran arkadaştır bu arada. Velhasıl-ı, Perez'in tasma takılıp kırbaçlandığı sahnede Rihanna tam da şu sözleri söyler;

" Sticks and stones may break my bones. But chains and whips excite me."

Yani der ki; "Sopalar ve taşlar kemiklerimi kırabilir. Ama zincir ve kırbaçlar beni heyecanlandırıyor."
Hemen ardından da duvarlardan cinsellik fışkıran bir odada klip devam ediyor. 

Bu örnekler belirttiğim kişilerin onlarca kliplerinden yalnızca biri. Amerikan popüler ve hiphop müzik piyasası pastayı tamamen cinsellikle büyütmeye devam ediyor. Kadınların Rap pastasından pay almaları inanılmaz derecede iyi bir durum. Özellikle Türkiye'de pastadan %95 oranındaki payı alan iki kişinin erkek olduklarını düşünürsek, durum burada epey vahim. Ama bizde rapçilerde aşırı seksist içeriklere çok da fazla rastlamayız. Yani yaş grubu düştükçe şarkı sözlerinin de saldırganlık ve cinsel içeriği artıyor ama o da gelişecek eminim ki.

Amerikan müziğinin tüm Afrika'ya, Ortadoğu'ya pompalandığını düşünürsek, Türkiye'nin yakın zamanda yaşamaya başladığı "cinsel devrimi" ne yöne götüreceğini iyice merak ediyorum. Gerçi 8 yaşındaki çocuklar bu kliplere maruz kalmadan evvel de İsmail YK şarkılarını dinleyip ezberliyorlardı. O da ayrı bir durum.

Gözlerinizi yormayayım daha fazla.

Görüşürüz.





30 Ocak 2014 Perşembe

Jimmy Fallon ve Justin'den Esprili "Rap Tarihi"

2009’dan beri Late Night with Jimmy Fallon isimli talk show programını sunan Jimmy Fallon ve bildiğimiz Justin Timberlake canlı yayında rap müzik tarihine adını kazımış parçaları söylüyorlar. 

4 bölümden oluşan performansta kısa kısa RunDMC’den Kurtis Blow’a; 2Pac’tan Notorious’a; Eminem’den Snoop Dogg’a kadar onlarca rapçinin efsanevi parçalarını tabii ki esprili bir dille yorumluyorlar. “Ben hiç rap dinlemem” diyenlerin bile, parçaların en az yarısını bildiğini görmesi de vidyonun ayrı bi güzelliği. 


5 Kasım 2013 Salı

Gizli Forvet: Emile Haynie



Doublerhyme’ın uzun bir aradan sonra yeni bir yazıyla buluşması için şöyle güzelinden bir insan kişisi gerekiyordu. Nihayet dün karşılaştım kendisiyle. E. Haynie diye tanınıyormuş kendisi. “Nerede tanınıyormuş?” diye baktığımda, daha önce tanışmamış olduğumuza şaşırdım. 13 yıldır bu bokun içinde.


Emile, New Yorklu bir prodüktör. 2001 yılından beridir duyulması epey mümkün parçalar ve kişilerle çalışmış. Bunların bazıları Obie Trice, The Roots, Cormega ve Rhymefest. Ama onun hayatını değiştiren olay kuşkusuz Proof’la çalışmaya başlamasıdır. Proof, Eminem’in beraber büyüdüğü; öldürüldüğünde Eminem’i intiharlara sürükleyen kişidir. Emile, Proof’la çalışmaya başladığında aslında bir şekilde Eminem’in Detroit Camp’ine de girmiş oluyordu. 
 
Janrına baktığınızda yalnızca hip-hop değil; indie, pop ve alternatif rock türlerini de görebilirsiniz. Bunun kokusu da sonraki yıllarda çıkıyor. Mesela 2012 yılında Lana Del Rey’in “Born to die” albümünün tamamının prodüktörlüğünü yapıyor. Michael Jackson’ın son albümüne remixler hazırlıyor filan. 

Benim asıl sempatimi kazandığı işe gelmeden önce bir de bizden, bağrımızdan kopan bir bilgi daha vereyim. Ceza’nın da yer aldığı Massive Töne albümünün prodüktörlüğünü de yapıyor. Hani “vouum vouum voum vaaa” diye bir nakaratı vardı. Klipte grup üyeleri Kapalı Çarşı’da çektiği videoları kurgulamıştı. Yaratıcılıkta dünyayı kendilerine hayran bırakmışlardı. Ceza klipte arkadaşları kapıda karşıladığında elinde yarım ekmek salam kaşar ve kola vardı filan. Neresinden tutacağımı şaşırdım lan parçayı. 

Bağlıyorum; aradan 10 yıl geçince Eminem kendisiyle bir parça yapmaya karar veriyor. 2010 yılında çıkan Recovery albümünde “Going trought changes” parçasını yapıyorlar beraber. Black Sabbath’ın Changes parçasının aynısı aslında bir bakıma. 2010 yılında bu parçayla Grammy’e aday gösteriliyor Emile. O yıl Grammy, Taylor Swift’e gitmişti ne yazık ki. 

Eminem’in bugün çıkan son albümü The Marshall Mathers LP 2’de Emile’in prodüktörlüğünü yaptığı üç parça var. Bunlardan biri, bence albümün en iyi parçası olan Legacy. Nakaratta vokal yapan Polina’yı böyle bir parçaya yerleştirme fikri bile dahiyane. Albümdeki Headlines ve Beautiful Pain adlı parçalar da kendisinin ellerinden çıkmış. 3 parça 2 düet  1 prodüktör. Ateş!


21 Ağustos 2013 Çarşamba

Yeni Feyz: Angel Haze


Kadınların özellikle undergrounddaki yükselişine dev bir katkısı olacağını düşündüğüm kişi...

Daha ilk parçasını duyar duymaz işi gücü bir kenara bırakıp “ne yapmış, ne etmiş” merakına düştüğüm kişidir aynı zamanda. İyi rap söylemek zor iştir ama iyi rap yazmak zorluğun kulak kanatan boyutlarına varır. Angel Haze’de işte tam oralarda bir yerlerde.

 İlk duyulduğu çalışması biraz garip. 2012’de Eminem’in “Cleanin out my closet” parçasını kavurmuş. Şuraya tıklayarak dinleyebilirsiniz. Ama öyle sadece kavurmamış, içine tamamen kendi hayatını katmış. 91 doğumlu olduğunu düşünürsek, bana kalırsa büyük bir Eminem hayranıdır kendisi. Kim bilir kaç defa dinlemiştir o parçayı.

Aslında Eminem’den çok da farklı bir geçmişi olmamış. Hatta ortak noktaları var: Detroit. Angel Haze de Detroit’te doğmuş. Greater Apostolic Fatih denen, herhangi bir takı takmayı bile kısıtlayan; karşı cinsten biriyle görüşmeyi yasak kılan bir inanıştan bunalarak (bir de papaz annesini sıkıştırmış kenara) Brooklyn’e taşınmışlar. 

Angel olayların epey etkisinde kalmış olacak ki; ilk çalışmalarını Secular Music denen, dinleri, inançları reddeden bir biçimde yapmış. Aslında 2012’ye kadar olan süreçte ismini duyan kişi sayısı bini bulmuş mudur bilmem. Sonuçta Amerika’da hiphop’ın çok ilgi görmesi aksine işleri daha da zorlaştırıyor. Büyük prodüktörler milyonlar yatırıyor. Dinleyicinin beklentisi hep yukarı doğru çekiliyor. Tabii bu esnada yukarıdakilerin şarkıları anlamsız bir hal alma yolunda depar atıyor. Sonuç olarak kimse bi bok öğrenmiyor. 

Angel’ın Eminem kavurmasından sonra Republic Records kendisiyle ilgilenmeye başlıyor. Gel pazartesi başla diyor. Bu esnada Haze, Virjinya’ya taşınıyor. Ulan kadın epi topu 22 yaşında. Biz 22 yaşına gelene kadar Rock’n Coke’a gitsek annemiz elli kere arardı, bunalıp eve dönerdik. Velhasıl
Republic Records bünyesinde 4 mixtape çıkarıyor ama bunlar da pek bir ses getirmiyor.

Geriye eskilerden bir metod kalıyor: diss! Angel Haze, bence tarzının baya benzediği Azealia Banks’i iki defa dissliyor. Şoordan dinleyebilirsiniz. Ama onur, gurur, ar, namuz, hak tanımadan. Yarıp geçiyor. Azealia’nın bir cevabını bulamadım henüz nette. Azealia’yı dissleyeli de daha üç ay olmuş. Belki de cevap gelir. Ortalık şenlenir. Son dönemde epey ses getiren Iggy Azalea ile de ortak bir çalışma yapmış. Bu bir savaşa dönüşürse diye şimdiden elini sağlamlaştırmış açıkçası.

Angel’ın facebook sayfasını 62 bin kişi beğenmiş. Nasıl bir artış gösterir bilinmez ama youtube’da hali hazırda 1.2 milyon defa izlenmiş bir klibi var. Umarım artmaz! Sadece biz bilelim, biz dinleyelim. Sonra popi olup gıcıklaşıyorlar.

Angel Haze’in youtube’da en beğendiğim parçasını paylaşıyorum sizle ama ek olarak bir de Kanye’nin son albümünden New Slaves’e yaptığı kavurmayı da altına ekliyorum. Eminim beğeneceksiniz.






21 Mayıs 2013 Salı

Kanye's New Slaves!


Grammy Ödülleri’ne koyduğu ambargo, Kim Kardashian ile olan anlamsız birlikteliği ve Jay-Z ile kariyerinin en iyi parçalarını yaptığı yıllar oldu 2012 ve 2013. Kanye West gündemin tanfilemelerine yeniden el atıyor. Çok da uzak değil. Haziran ayında yeni albümü Yeezus’u raflara koyacak. Albümle birlikte paranın neresine ne koyacak bilmiyorum ama albümünün ne kadar iddialı olduğunu, dün gece lansmanı yapılan yeni single’ından anlayabiliyorum.

Roc-A-Fella’nın (Jay-Z’nin sahibi olduğu plak şirketi) albüm promoları konusunda ne kadar ileri düzey pazarlama örnekleri sergilediğini önceden gördük. Bu kez de Kanye’nin albümü için yardırmış ajansları. Birbirinden farklı 66 şehirde yeni parçasının close-up çekim videoları binalara yansıtıldı. Videoların aşırı karanlık oluşu da albüm hakkında epey fikir sahibi olmamızı sağladı aslında.

Albümün tracklist’i henüz yayınlanmadı. O yüzden kimlerle birlikte çalıştığını da bilemiyoruz. Tam da Daft Punk ortalığı kasıp kavururken bir Daft Punk feati gelmiş olsa. Yağ olur, bal olur. Toprak olur, taş olur.

Kanye dün gece tanıtımı yapılan New Slaves (Yeni Köleler) adlı parçada, ne kendisinin ne de kendisi kadar ünlü olan hiçbir siyahi müzisyenin söylemediği şeyler söylüyor. Şarkının başlarında çoğunlukla ırkçılık konularına değiniyor. Siyahilerin çoğunun hayalinin bir Bentley almak, kürkler giymek olduğunu filan söylüyor. Pezevenk, sanki kendi Albea’ya biniyor! Diye düşünecekken parçanın bir kısmında “I throw these Maybach keys” lafıyla “sikeertmeden çıktın be Halil’im” dizelerini akıllara getiriyor.

Parçanın devamında “Şu yeni dünya düzeni saçmalıklarıyla hepimizin kafasını karıştırıyorlar.” diyor. Hayırdır bilader? Niggaz in Paris’te içine girmediğiniz üçgen kalmamıştı diyesi geliyor insanın. Bunları söyleyenin Kanye olması ilk etapta şaşırtsa da mutlu ediyor. “Manitalarla çek kanka” vizyonunu bırakması ihtimali bile coşturuyor. Uzun lafın kısası, yılın en iyi rap albümü ve rap sanatçısı ödülleri sahibini şimdiden buldu. 

New Slaves adlı parçanın Toronto'da yayınlanan versiyonu ve albümün kapağı aşağıda, çek dis aaut!




23 Mart 2013 Cumartesi

Snoop Dogg İstanbul'a Geliyor!


Batı Yakası’nın büyük efendisi Temmuz’da İstanbul’a geliyor. Dr. Dre’nin keşfettiği en büyük yeteneklerden biri olarak kabul edilen Snoop Dogg, ilk albümünü 1993 yılında çıkarmıştı. İsmini unutmak ne mümkün: Doggystyle.

Öyle Gangnam’a falan benzemeyen “style” anlayışı, albümü çıktıktan kısa bir süre sonra porno olaylarına karışmasıyla anlaşıldı. Açıkçası onu bir kaç paragrafa sığdırmak pek mümkün değil, o yüzden pek de kasmayacağım.  

Son dönemde rap müzikte göklere çıkardığı bayrağı oraya dikti ve aşağı indi. Jamaica’ya doğru... Snoop Dogg’un şu sıralar bir reggae albümü üzerinde çalıştığını biliyorum. Vice kısa bir süre önce kendisiyle ilgili epey açıklayıcı bir belgesel yapmıştı. Altyazılı versiyonu var mı bilmiyorum ama internette orjinaline erişmek mümkün. 

Kuşkusuz İstanbul’u inletecek olan parça “Drop it like it’s hot” olacak. Snoop’un müzik kariyerinde en büyük popülariteye ulaştığı şarkıların başında geliyor bu. Ayakçısı Pharrell Williams (NERD diyeyim bilenler bilir) ile birlikte uzuuuunca bir süre listelerin başından inmedi Doggy.

Snoop Dogg İstanbul’a iki mükemmel konuk ile geliyor yahut getiriliyor. Bunlardan ilki Nas. İsmi hiç de küçük harfle yazılmaması gereken biridir bence. Özellikle de uzun bir aradan sonra müziğe Damian Marley ile beraber yaptığı kulak kanatan ortak albümle döndükten sonra...

Nas’ın bu hayattaki alameti farikası da “I Know I Can” parçasıdır şüphesiz. Parçadaki klasik müzik kafaları Ceza’ya da yıllar sonra ilham vermiş olacak ki, Türk Marşı’nı yaptı.

Nas, Jay-Z ile kavga edip onun şirketini bırakınca ismini uzunca bir süre duymak mümkün olmamıştı ancak hem Jay-Z ile barıştı hem de plak şirketine yeniden girdi. Uzun lafın kısası taşaklı rapçidir kendisi.

Snoop’un diğer konuğu ise Cee Lo Green. Bize kadar ulaşan bir başarısı olmadı şu ana kadar. Benim kendisiyle tanıştığım çalışma ise Slaughterhouse ile birlikte kavurdukları “My Life” parçasıdır. Ama kendisi de epey kulis yapmış, bugünlere kadar göbeğini korumayı başarmıştır.

Konserin sponsoru Vodafone. Kudurdular lan bu sene. Rihanna filan. Eminem’i getirin hemen hattımı ve sülalemi Vodafone’a taşıyayım. Konsere gelecekler haber etsin paslaşa paslaşa kaleye yaklaşalım.

Konserin biletlerine buradan ulaşabileceksiniz.

15 Mart 2013 Cuma

Trunk Music Returns (İndirme Linki ile)


Yelawolf’un bir süredir beklenen ikinci solo albümü dün akşam yayınlandı. Albümde ne Eminem ne de bir başka “çok ünlü” yok.  En bilinen kişi ASAP Rocky hatta. Radioactive albümünden ziyade daha çok Travis ile yaptıkları albüme benzeyen bir çalışma olmuş. Yelawolf’un esas müziğini ilk defa burada dinlemeye başladığımıza inanıyorum. Bu kez fazla detaya boğmayacağım. Süper bir albüm. Bir bakmanızda epey fayda var. Bu arada benim favorim ise Box Chevy Part 4.